Herkese Merhaba
Umarım kendi yaralarımızı sardığımız gibi hala kanayan yaralamada merhem olma imkanını buluruz bu forum sayesinde.Daha önce AO karşıtı bir yahoo grubunda yayınladığım fakat gelen bazı mesajlar üzerine sildirdiğim yazımı burada tekrardan yayınlamak istiyorum. Benim kim olduğumu tahmin edenlere sizden artık korkum yok mesajını verip,yazıyı dışarıdan okuyanlar içinde bu cemaattekilerin nasıl bir ruh haline sahip olarak bazı şeyleri yaptığına ışık tutmak istiyorum.Umarım pişmanlıklara ,psikolojik yıkıntılara sebep olanlar bir gün yüce adalet önünde hesap verip toplum karsısında rezil rüsva olurlar.
Saygılar
Şöyle bir bakıyorum da bu grubun deli raporlarına neden bu kadar ileti var bir türlü anlayamıyorum. Kendileri için benzeri raporlar alan bu insanların şantaj için başvurdukları ilk yolda bu sonra sırayla gelen tehdit türleri malum. Bununla alakalı yaşamış olduğum bir meseleyi mağdur ailelere bir ibret vesikası olması hesabıyla anlatmak istiyorum. Ama şöyle de bir hakikat vaki kişi er yada geç hatasını anlayıp pişmanlık ateşinde vicdan azabıyla yanıyor, sadece biraz zaman …
Bu camiaya girişimin 2 yada 3.yılı idi, ailemin canına tak etmiş, tüm mevcudiyetiyle kendini bu adama köle etmiş ve bundan son derece gurur duyan kızlarına ulaşmak adına gayri resmi bir dedektif tutmuşlar. Bu adam o zamanlar bulunduğum ortamın yakınına kadar ulaşabilmiş fakat erkek müritler tarafından fark edilip sindirilince , aileme artık devam edemeyeceğini bildirmiş. Fakat içi kinle dolan ben onların bir açığını aramak için tüm eski günleri, günlerce gözden geçirdim durdum .Ve bir erkek kardeşimizin(!) hiç bir hastalığı falan yok mu bu adamın demesi üzerine yıllar önce babamın gördüğü bir sinir tedavisi olduğu geldi aklıma ve hangi yıl hangi hasta hane vb bilgileri vermemle babamın deli raporu hazırdı.
Ne mi yapıldı o raporla ! babamın ticari hayati sallandı .İş yaptığı 2 firmaya bu adam böyle kanıtı bu yarın öbür gün bu yaptığından mesul olmayacak doğal sebeplerden doğan zararların faturası size kesilecek tarzda bir faks sonucu ailem darboğaza girmişti. Ben onlara yaranmış olduğum için mutlu, ailem düşmanlarından bile göremeyecekleri fakat evlatlarının yaptığı bu olaydan sadece manevi anlamda yıkılmışlardı. Şimdi ise aileme baktıkça onlara istemeden yapmış olduğum bütün vefasızlık ve kötülüklerin en başında bu olay gelir aklıma. Ama onlar bu güne bu gün döndüğümden beri bu eski bir mevzu olsa da adını bile açmadılar ve sonsuz şefkatleriyle bitmeden yılmadan her şeye rağmen beni kucakladılar. Bu gruptan olup, bu tarz siteleri görev bilinciyle her gün tarayan arkadaşlarım elbette bu yazıma rastlayacaklardır, benim onlara tek diyeceğim şey bu dünyada hiç bir şey aileleriniz kadar ne yakın nede affedici olabilir.Eminim büyük bir şirk içinde olduğumu ve hainliğimi aranızda ilan bile etmişsinizdir ama şunu bilin ki asil şirk bir insani putlaştırıp hiç bir şey uğruna hayatlarını feda etmek ,asıl hainlik bizi belli yaşa getirip tüm imkanlarını ayaklarımıza seren ailelerimizden bir hiç uğruna bir utopia uğruna yüz çevirmektir
Deli raporlari:
Hangi hastaneler deli raporu verdi?
1) İlk rapor Şişli Etfal Hastanesi’nden 1983 yılında verildi. Bu raporda Oktar’a şizofren tanısı kondu.
2)İkinci raporu 1984 başında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi verdi. Buradaki tanı ‘paronoid’ idi.
3)1985 yılında son yoklamayı yapan Beşiktaş Askerlik Şubesi’nin gönderdiği İstanbul Gümüşsuyu Askeri Hastanesi’nden üçüncü raporu aldı. Bu raporda teşhis ‘ayırt edilemeyen tip’ şeklindeydi.
4)1986 sonunda tutuklanan Oktar’a bu kez Adli Tıp Kurumu rapor verdi. Rapordaki teşhis ‘Paranoid’ oldu.
5)1987′de hapishaneden gönderildiği Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde 7 aylık tedaviden sonra 5′inci raporu aldı.
6)1988′de yeniden Beşiktaş Askerlik Şubesi’ne müracat eden Oktar bu kez ileri tetkik için GATA’ya gönderildi ve 6′ncı raporunu aldı. Teşhis ‘Hastalık müzminleşmiş’ şeklindeydi.
7)1993′te ihbar üzerine Eskişehir Hava Hastanesi’ne yeniden sevkedilen Adnan Oktar son raporunu aldı. Raporda ‘Askerliğe elverişli değildir’ deniliyordu.
İşte bir detayli rapor!
(31 Mayıs 1988 tarihli Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) raporu)
Ayakta, yaşında, ciddi ve kendine bakımlı görünümde, giyiniş ve tuvaletine özeni çok iyi, çevresinde olup bitenlerden haberdar olma isteği tarzında artmış, mizacı şüpheci, sosyabilitesi son derece kibar, alıngan, konuşma ve ses tonu normal, mimik ve jestleri, düşünce içeriğindeki patolojilere uygun, mağrur ve kendine güven ifade eder tarzda, hareketleri düşünce içeriğindeki patolojiler yoğun artmış, serbest zamanları diğer hastalar ile sohbet etme, odasında temizlikle uğraşma tarzındadır.
Uyku, yeme, işeme, dışkılama alışkanlıkları tabii yönelimli. Hastalığı hakkında bozuk ağlı, şuur açık. Fikir akış, hız ve ritmi normal olup amaca varmakta, fikir içeriğinde obsesyon, megalomani ve mistik hezeyan ve referans fikirler tarzında bozulma mevcuttur.
Spontan dikkat normal, volenter dikkatte artma mevcuttur. Hafıza tabii, yargılama tam, effektivite neşesizlik tarzında artmış, zaman zaman kuşku tarzında bozulmuştur. Davranışları klinik gözleme göre genel aktivitesi normal düzeyde olup, kendi halinde odasında oturma, ibadet etme, hastalarla konuşma tarzındadır.
Yaşam öyküsünden ve eldeki belgelerden anlaşıldığı üzere 10 yılı aşkın süredir hasta olduğu, Şişli Etfal Hastanesi’nden Şizoid, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Atipik depresson (Paranoid hastalığı) dolayısıyla 1984-1985 ders yılına devam edemez. Bulvar gazetesinde çıkan yazılarından ötürü tutuklandığı, avukatının isteği üzerine Adli Tıp Kurumu rapor no: 32.2.2.1987 Paranoid, TCK’nun 46′ncı maddesinden istifade eder, tanı ve kararı aldığı bilahare Bakırköy Hastanesinde 9-10 aylık bir tedavi programına alındığı, Antipsikotik ilaçların kullanıldığı, kendisine verilen dini yayma görevine engel olmak isteyen esaslı bir grubun olması nedeni ile devamlı yollarını değiştirdiği, sık sık adres değiştirdiği, kamuoyunda sık sık tartışma ve açık oturumlara girdiği şeklinde ifade edilmektedir.
2 UZMAN GÖRÜŞÜ
Hukukçular: Ceza almaz
HUKUKÇULAR Adnan Hoca’nın 7 ayrı raporla tescillenen hastalığı nedeniyle Türk Ceza Kanunu’nun 46′ncı maddesindeki ‘akıl hastalarına ceza verilemeyeceği’ hükmünden yararlanacağını belirtiyor. Ancak, DGM tarafından tutuklanan Adnan Oktar’ın raporunun yargılanacağı mahkeme tarafından suç işlediği tarihten önce alındığı gerekçesiyle yeniden istenebileceğini hatırlatılıyor. Daha önceki raporların tutuklamaya engel olmadığını söyleyen hukukçular savcıların yeniden Adli Tıp Kurumu’ndan rapor istediğini bildirdi.
Doktorlar: Ağır hasta
ADNAN Oktar’a konulan paranoid şizofreni teşhisini değerlendiren doktorlar hastalığın çok ağır olduğunu ve tamamen tedavi edilmesinin mümkün olmadığını belirtiyorlar. Hasta olan kişi kendisi hakkında kötü bir şeyler olacağını, başkaları tarafından kendisiyle ilgili komplolar kurulduğunu düşünüyor. Hastaların tepkileri şöyle:
* Çok zeki olurlar. Kendileri hakkında komplolar kurulduğuna inandıkları için de kendini savunmaya yönelik çok ciddi karşı komplolar hazırlarlar.
*Tehditkâr gördüğü insanlar hakkında bilgi, belge toplayıp şantaj yaparlar.
Hocanın servetine karapara takibi
GEÇEN hafta muhteşem villasında yapılan bir operasyonla gözaltına alınan ve daha sonra tutuklanan ‘Adnan Hoca’ lakaplı Adnan Oktar, şimdi de karapara kıskacına alındı. ‘Maliye’nin MİT’i’ olarak bilinen MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) Adnan Hoca ve müridleri için İstanbul’a üç uzman gönderdi. Ayrıca Maliye Bakanlığı da 2 gelirler kontrolörü görevlendirdi. Maliye Bakanı Sümer Oral’ın bilgisi dahilinde karapara kıskacına alındığı bildirilen Adnan Oktar’ın şantaj kasetlerinden elde ettiği gelirleri hangi yolla akladığı incelenecek. MASAK uzmanları karapara soruşturması çerçevesinde, Adnan Hoca’nın müridlerinin adına kayıtlı şirketleri mercek altına aldı. Şirketlerin defterlerine el konulduğu öğrenildi. MASAK uzmanları İstanbul polisiyle ortak olarak çalışma yapıyor.